Çarşamba, Eylül 01, 2010

Bizantion'dan İstanbul'a-Bir Başkentin 8000 Yılı

Geçen hafta İstanbul'daydık. Ailelerimiz ve arkadaşlarımızla görüştük.
Ayrıca bir şekilde fırsat bulup Sakıp Sabancı Müzesi'ndeki 'Efsane İstanbul' sergisini gezdik. Nazan Ölçer'in önderliğinde müthiş bir görsellikle gerçekleştirilmiş olan sergide; İstanbul’un bir Roma garnizonu iken, Doğu ve Batı Roma’nın ayrılmasından sonra giderek başkente dönüşmesi, Bizans İmparatorluğu’nun gelişme, duraklama ve çöküş evrelerinden sonra 1453 yılında Osmanlılar tarafından fethedilmesiyle yeni bir doğuşa sahne olması anlatılıyor. İmparatorluk başkenti İstanbul’un Avrupa tarihiyle özdeşleşen geçmişinin parlak ve çalkantılı evreleri yansıtılıyor, şehrin devraldığı çeşitli din ve inanç mirasının oluşturduğu zengin gelenek tanıtılıyor.

Bence muhakkak gezilmeli. Giriş 10 TL. Öğretmen, öğrenci ve 60 yaş üstüne 3 TL. Sergi 26 Eylül'e kadar uzatılmış.



Pazartesi, Ağustos 09, 2010

Sadık Özben'in Toplu Eserleri

Bir süredir Murat Belge'ye ait 'Sadık Özben'in Toplu Eserleri'ni okuyorum. Bu yazılara Latif Demirci'nin çizgileri eşlik ediyor. Sadık Özben'in Murat Belge'nin bilinçaltı olduğu söylense de bence çok farklı bir karakter var karşımızda. Huysuz bir kere (Her ne kadar öyle olmadığını iddia etse de). Halbuki tanıdığım ve yazılarından bildiğim kadarıyla Murat Belge sakin, pamuk gibi bir insan. Gerçi gençliğini bilemeyeceğim. Ama Murat Belge yazılarında tepkisini çok daha rasyonel gösterir. Sadık ise daha duygusal tepkileri olan bir adam. Sonuçta elbette Sadık Murat Belge'nin hayal gücünden çıkmış bir karakter. Okuması da çok keyifli.

Donald Duck did Inception years ago

Pazar, Ağustos 08, 2010

Alışverişe Aligro'ya

Burada Aligro diye Türkiye'deki Metro'vari bir yerden toplu alışveriş yapıyoruz. Fiyatları, toplu alım yaptığınız için çok uygun ve çok çeşit var. Zaten buradaki restoran ve kafeler de Aligro'dan alışveriş yapıyormuş.  Zira Cenevre pek pahalı. Eti, kıyması (1,5 kilosu 18 Frank, hem de yemeklerde kokmuyor) ve içki bölümü müthiş. Şimdi bir de 1 kiloluk, dana ve koyun karışık kıymasını almaya başladım. Köfte için birebir. Buzdolabınızda freezerınız varsa, enginardan, bezelyeye her türlü dondurulmuş gıda mevcut. Tatlı yapmak için harika malzemeler bulabiliyorsunuz. Kısacası burası yemek yapmayı ve yemeyi sevenler için bir cennet.
Girişte bir form dolurarak hemen bir Aligro Gourmand kartı edinmenizde fayda var. Böylece indirimlerden yararlanmaya başlayabilirsiniz. Kart ücretsiz ve zahmetsiz bir şekilde alınabiliyor.

Adres: 
François-Dussaud 15, 1227 Genève-Les-Vernets

İnternet adresi: http://www.aligro.ch/



Feu d'artifice

Dün gece harikaydı! Rive'de arkadaşlar sayesinde, bir apartmanın çatısından hava fişeklerin dansını seyrettik. Havai fişeklerin dansı diyorum çünkü Cenevre'ye yayılan müzik eşliğinde
çeşitli ülkeler gölün üzerindeki sallardan belli bir koreografi ile hava fişek atıyorlar. Tam bir renk cümbüşü ve görsel şölen. Dün gecenin teması sirkti. Sirk müzikleri eşliğinde havai fişekler bazen gülen yüzler bazen agaçlar çizdiler gökyüzüne.
Şimdi gelelim yukarıda söylediklerimle çelişecek işin öteki yüzüne. Söylenene göre beş milyon frank harcanıyormuş bu işe her sene. Üstelik doğaya zarar vermesin diye ilaçlama bile yapmayan bir şehirden bahsediyoruz. O havai fişekler patladıkça oluşan siyah bulutları gördükçe içim de sızladı şahsen. Bu etkinlikle her sene Cenevre'nin çok turist çektigi de bir gerçek. Özellikle de ultra zengin Arap turistleri. Şu anda her yere şaşaa hakim.

Into the Wild

Cuma akşamı Cinetransat'ta 'Into the Wild'ı tekrar izledik. Eddie Vedder'la kulaklarımızın pası silindi yine. Bu arada Cenevre'nin tamamı bir panayır yerine döndü Fete de Geneve vesilesiyle. Gölün iki tarafına da lunapark kuruldu. Yolların çoğu kapatıldı. Biz bisikletlilere de gün doğdu açıkcası. Bazı araba yollarına bisikletliler hakim şu anda.
Bu Fete de Geneve ne menem bişi diyen olursa, ilki 1947'de düzenlenmiş, her yıl agustosun ilk iki haftası Cenevre'yi bir festival mekanına dönüştüren etkinlik. Konserler, kostümlü geçitler, daha neler neler. Herkes kendi gelsin görsün. Hep dedigimiz gibi her zaman bekleriz.

Cuma, Ağustos 06, 2010

Cinetransat

Blues Brothers
Bir de sepetimde E.T olsa...

Efenim bu Cenevre yazın pek güzel oluyor. Bu şehre yaz yakışıyor.
Benim ruh halim de degişiyor haliyle. Yazın burası bir cıvıl cıvıl bir renkli,
bir kültürel etkinlik delisi oluyor sormayın. Bizim favorilerimizden biri de Cinetransat.
Perle du Lac diye bir parkta şişme ekranımızda eski filmleri izliyor,
karaoke yapıyor, piknigimizi seriyoruz. Şimdiye kadar 'Blues Brothers'a
ve 'E.T'ye gittik. 'E.T PHONE HOME' diyerek Cenevre'ye gelmek isteyen
arkadaşlarımızı bu zaman diliminde bekliyoruz. Güzellikleri paylaşalım diye.

Inception

Yazın böyle filmler görür müydük? E bir de okumak lazım tabii...
Filmi begendiyseniz bunları da okuyun diyorlar.
http://technoccult.net/archives/2010/07/30/inception-novels/
Ben bir de Tsutsui'nin Paprika'sını öneriyorum. Zira animesi beni 
benden almıştı.